SÖZCÜK DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI

Üniversiteye giriş sınavlarında anlatım bozukluklarıyla ilgili sorular önemli yer tutmaktadır. Bu konuyla ilgili sorular, adayların anadilini kullanma becerisini ölçmeye yöneliktir. Anlatımı bozuk bir cümleyi, kusursuz cümlelerden ayırt edebilen aday, anadilini doğru kullanma becerisini büyük oranda kazanmış demektir.
Anlatım bozukluklarını kavramak ya da çabucak fark edebilmek her şeyden önce sözcüklerin anlamlarını ve türlerini iyi bilmeye, cümle yapısını ve öğelerini tanımaya, noktalamanın anlam üzerindeki etkisini anlamaya bağlıdır. Anlatım bozukluğuyla ilgili sorulara bu nedenle çok yönlü yaklaşılmalıdır. Böyle bir yaklaşım ise öncellikle okuma birikimi ve değişik konulardaki bilgilerin sentezlenmesini gerektirir. Bu konuyu iyi öğrenmek ve bu alandan çıkacak soruları doğru çözmek isteyen adaylara konuyla ilgili çok sayıda soru çözümlerini ve yanlışlıkların gerekçelerini iyi öğrenmelerini öneririz.

Sözcük Düzeyinde Anlatım Bozuklukları
Sözcük düzeyindeki anlatım bozuklukları değişik nedenlerden kaynaklanabilir. Bu tür yanlışlıkları şu başlıklar altında inceleyebiliriz:
⇒ Birbiriyle karıştırılan sözcükler
⇒ Yanlış anlamda kullanılan sözcükler
⇒ Gereksiz kullanılan yardımcı eylemler
⇒ Yanlış yerde kullanılan sözcükler
⇒ Yapılan bozuk sözcükler
⇒ Anlamca çelişen sözcükler ya da sözler
⇒ Tamlamalarla ilgili yanlışlıklar

1. BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER
Türkçede bazı sözcükler ses yönünden birbirine benzemekte, birbirini çağrıştırmaktadır. Anlamları ayrı olan bu sözcükler ya aynı kökten çıkmışlardır ya da kökleri aynıdır. Birbirlerini andıran bu sözcükler, çoğu kez, aynı anlama gelir sanılır. Bu gibi sözcükler arasındaki anlam ayrılığına dikkat etmemek, kullanımda yanlışlıklara yol açar.
Aşağıda, birbiriyle karıştırılan sözcüklere örnekler verilmiştir, bunları inceleyelim:

tanıştırdı – tanıttı
”Turist kılıklı bir adam çıkageldi; kendini tanıştırdı.” cümlesinde anlatım bozuktur. Bozukluk cümlede ”tanıştırdı” sözcüğünün kullanımından kaynaklanmaktadır. ”Tanıştırmak”, birbirini tanımayanların tanışmalarını sağlamaktır. Bir kimsenin kendisini ya da başkasını tanınır duruma getirmesi ise ”tanıtmak” sözcüğü ile anlatılır. Buna göre, yukarıdaki cümle ”Turist kılıklı bir adam çıkageldi; kendini tanıttı.” biçiminde yazılırsa anlatım bozukluğu giderilmiş olur.

görülüyor-görünüyor
”Pamuk üretimiyle ilgili istatistikler iç açıcı nitelikte görülmüyor.” cümlesinde anlatım bozukluğu ”görülmüyor” sözcüğünün kullanımından kaynaklanmaktadır. ”Görülmek”, başkalarının gözü kendisine çevrilmiş olmaktır. Dil bilgisine göre edilgen bir eylemdir. Örneğimizde, istatistikleri iç açıcı nitelikte görenlerin belli olmadığı değil, istatistiklerin kendini iç açıcı nitelikte göstermediği belirtilmektedir. Bu nedenle ”görülmüyor” yerine ”görünmüyor” sözcüğü getirilirse cümlede anlam bozukluğu giderilmiş olur.

şükretmek – teşekkür etmek
 ”Bunca yanlış tutumunuza rağmen, sizi sınıftan atmadığı için öğretmeninize yatıp kalkıp şükretmelisiniz.” cümlesindeki anlatım bozukluğu ”şükretmelisiniz” sözcüğünün kullanımından ileri gelmektedir. Bu örnekte, ”teşekkür etmelisiniz” denilecek yerde ”şükretmelisiniz” denilmiştir. Çünkü, İnsanlara şükredilmez, teşekkür edilir. ”Şükretmek” sözcüğü Allah için kullanılırsa doğru olur.

 Portre – porte
 ”Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapılacak yatırımların portresi, 10 trilyon lirayı bulmaktadır.” cümlesindeki anlatım bozukluğu ”portre” sözcüğünün yanlış kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Fransızcadan dilimize girmiş olan ”portre” sözcüğü, insan resmi ve insanları betimleyen anlatım demektir. Yukarıdaki cümlede ise böyle bir kavram yoktur. Kullanılmak istenen başka bir sözcük, yani ”portre” sözcüğüdür ki, bu sözcük bir işin genişlik ve önem derecesini anlatır. Örnek cümlede ”portre” yerine ”porte” sözcüğü getirilirse anlatım bozukluğu giderilmiş olur.

2. YANLIŞ ANLAMDA KULLANILAN SÖZCÜKLER
Sözcükler anlamlarına uygun yerde kullanılmadığı zaman ya da yanlış anlama gelecek biçimde kullanıldığı zaman anlatım bozukluğu doğar. Dilimizde çoğu sözcüğün birden çok anlamı vardır. Bu tür sözcükleri kullanırken dikkatli olmak, belirtilmek istenen düşünceyi eksiksiz karşılayacak sözcüğü özenle seçmek gerekir. Aşağıdaki bazı cümlelerde yanlış anlamda kullanılan sözcüklere örnekler verilmiştir.

 ibret
”Bu partimizin daha birinci yaşında ilk genel kongresini yapışı ve örnek oluşu, demokrasimiz için önemli bir aşamadır. Bundan öteki partiler ibret almalıdır.”
Yukarıdaki anlatımda ”ibret” sözcüğünün kullanılması yanlıştır ve bu sözcüğün kullanımı anlatım bozukluğuna yol açmıştır. ”İbret”, kötü sonuç veren bir olgudan alınan derstir. Burada ise kötü bir sonuç veren değil, izlenmesi gereken bir durum, olumlu bir gelişme söz konusudur. Onun için cümlede ”ibret yerine ”ders” sözcüğü kullanılmalıydı. Çünkü, biz kötü durumlardan ”ibret”, iyi durumlardan ise ”ders” alırız.

 yanaşmak
”Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere… Tatil, iyice yanaştı.” cümlesindeki anlatım bozukluğu, ”yanaşmak” sözcüğünün kullanılmasından kaynaklanmaktadır. ”Yanaşmak”, bir şeyin yakınına varmak, yanına gelmek demektir. Söz gelimi, ”Vapur, iskeleye yanaştı.” cümlesinde ”yanaşmak” sözcüğü doğru kullanılmıştır. ”Tatil, iyice yanaştı.” cümlesinde kastedilen, tatilin gelmesine az bir süre kaldığıdır. Bu durumu ifade için, ”yanaştı” yerine ”yaklaştı” sözcüğü kullanılırsa anlatım bozukluğu giderilmiş olur.

   artırmak
”Öğretmenlerin yaşam koşullarının artırılması gerektiğine inanıyorum.” cümlesinde altı çizili sözcüğün yanlış kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. ”Artırmak” sözcüğü, dilimizde ”çoğaltmak”, ya da ”idareli kullanarak bir şeyin bir kısmını alıkoymak” anlamına gelir. ”Bankanın sermayesi geçen yıl artırıldı.”, ”Parasının bir kısmını artırmış.” cümlelerinde bu sözcük doğru kullanılmıştır. ”Öğretmenlerin yaşam koşullarının artırılması gerektiğine inanıyorum.” cümlesinde, kastedilen şey öğretmenlerin daha iyi yaşama koşullarına kavuşturulması gerektiği düşüncesidir. Söz konusu cümlede ”artırılması” yerine düzeltilmesi” sözcüğü kullanılırsa, yani cümle, ”… yaşama koşullarının düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.” biçimine sokulursa anlatım bozukluğu giderilmiş olur.

3. GEREKSİZ KULLANILAN SÖZCÜKLER
 İyi ve doğru cümlenin niteliklerinden biri de ”duruluk”tur. Duruluk, düşünce, duygu ve görüşmelerimizi gerektirdiği kadar sözcükle anlatma niteliğidir. Bu niteliği sağlamak için anlatımda belli bir görevi olmayan sözcükleri kullanmaktan kaçınmak gerekir. Bunda ölçü şudur: Cümleden bir sözcüğü çıkardığımızda cümlenin anlamında bir daralma, anlatma gücünde bir zayıflama olursa o sözcük gereklidir; olmazsa gereksizdir.
Örnek:
Mecburen karakola gitmek zorunda kaldım.
Son yazdığı romanına isim bulmakta bir hayli zorlanmış.

Bu cümlelerdeki altı çizili sözcükler gereksizdir. Çünkü, bu sözlerin anlamı, aynı cümledeki başka sözcük ya da eklerde vardır. Bunların çıkarılması anlamda bir daralma yol açmaz.

4. GEREKSİZ KULLANILAN YARDIMCI EYLEMLER
Cümlede duruluğu bozan bir başka etmen de ”olmak, etmek, kılmak, eylemek” gibi yardımcı eylemlerin gereksiz kullanımıdır. Anlatımda bunların yerine daha canlı eylemler kullanmalıyız. Söz gelimi, ”Takımımızın deplasman maçlarında üst üste üç kez yenilgi alması hepimizi üzdü.” cümlesinde ”yenilgi alması” yerine ”yenilmesi” denmesi yeterlidir. Yine, ”iyi oldu” sözü tek bir sözcükle, ”iyileşti” sözcüğüyle karşılanabilir. Yani tek sözcükle anlatabileceğimiz bir durumu, birden çok sözcükle anlatma yoluna gitmemeliyiz.

5. YANLIŞ YERDE BULUNAN SÖZCÜKLER
Sözcükleri, cümlede yerli yerinde kullanmak söylediklerimizin yanlış ya da ters anlaşılmasına yol açar. Cümle içinde özellikle sıfat ve zarf görevli sözcük ya da söz gruplarının gerektiği yerde kullanılmaması, anlatımda bulanıklığa, belirsizliğe neden olur. İyi ve doğru bir cümlenin bildirimi her zaman açık olmalıdır. Okuduğumuz cümleden farklı şeyler anlıyorsak, bu cümle anlatım bakımından sağlıklı değildir.

Örnekler :
⇒   Basımı bitmek üzere olan kitabın birinci cildinde bu konu işlenmemiş.
(”Basımı bitmek üzere olan” bütün ciltleriyle kitap mıdır, yoksa kitabın birinci cildi mi ? Belli olmuyor. Cümledeki anlam belirsizliğini gidermek için ”Kitabın, basımı bitmek üzere olan birinci cildinde bu konu işlenmemiş.” denilmesi daha uygundur.)
⇒   Üçüncü kuşak olan Türk işçilerinin çocuklarını ülkemizde de eğitmek gerekmez mi ?
(Bu anlatım ”Türk İşçilerinin” üçüncü kuşak olduğu anlamına da gelebilir. Oysa söylenmek istenenin ”işçi çocukları” olduğu anlaşılmaktadır. Bu anlatım bozukluğu, ”üçüncü kuşak olan” sözünün yanlış yerde bulunmasından ileri geliyor. Onları bulunması gereken yere koyarsak cümle şöyle olur: ”Türk işçilerinin üçüncü kuşak olan çocuklarını ülkemizde eğitmek gerekmez mi ?”)
⇒ Başbakan, Çin’e bu yılın yedinci büyük gezisini yapıyor.
(Bu anlatışa göre Başbakan; bu yıl altı kez gittiği Çin’e yedinci kez gidiyor. Oysa bu yılın altı gezisini başka ülkelere yapmıştır, yedinci kez gidiyor. Oysa bu yılın altı gezisini başka ülkere yapmıştır, yedinci gezisini Çin’e yapıyor. Cümledeki yanlış anlatış ”Çin’e” sözcüğünün yanlış yerde bulunmasından kaynaklanıyor. Bu sözcük bulunduğu yerden kaldırılıp ”yapıyor”un önüne getirilmelidir.)

6. YAPILARI BOZUK SÖZCÜKLER
Dil bilgisi kurallarına aykırı biçimlendirilmiş sözcüklerin cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Sözcükler, dilin kurallarına uygun biçimde türetilmelidir. Ortak kullanımı olmayan kök- ek uyumu yanlış kurulan sözcükler anlatımı bozar.
⇒ Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler yapı bakımından bozuk olduğu için cümlede anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. Bu sözcüklerin doğru biçimleri parantez içinde gösterilmiştir. Örnekleri inceleyiniz.
–  Türk klasiklerinin iyi okunulması gerektiğini söyledim. (Okunması)
–  Kasabamızda yesyeni bir ortaokul binası yapıldı. (yepyeni)
– Yabancı dilini geliştirebilmemiş adaylar bu sınavı kazanamaz. (geliştirememiş)

7. ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZCÜKLER YA DA SÖZLER
İyi ve doğru bir anlatımda; anlamca çelişen, birbirini tutmayan sözlere yer verilmemelidir. Anlamca çelişen sözler içeren bir cümle, okuyucuyu şaşırtır ve okuyucunun konuyu iyi anlayamamasına yol açar. Bu nedenle anlamca çelişen sözlerin yer aldığı cümleler anlatım bakımından bozuk sayılır.
⇒ Aşağıdaki cümlelerde altı çizgili sözler, cümlede anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Çünkü altı çizgili sözler anlamca çelişmektedir. Bu örnekleri inceleyiniz.
– Müdür Bey, bu adam için ”Çok mütevazi, burnundan kıl aldırmayan birisidir.” diyor.
– Kardeşim, eminim bu saate kadar istanbul’a varmış olabilir.
– Bu yarışmaya birer yıl arayla üç kez, üst üste katıldım, üçünde de başarılı oldum.
Arada bir yanıma gelir, onunla sık sık dertleşiriz.

8. TAMLAMALARLA İLGİLİ YANLIŞLIKLAR
 Türkçede ad ve sıfat tamlaması olmak üzere iki türlü tamlama vardır. Kimi cümlelerde ad ve sıfat tamlamaları yan yana kullanılabilir. Bu tür kullanımlarda dikkatli olmak, bir yanlışlığa düşmemek gerekir. Her tamlama, bilindiği gibi iki öğeden oluşur: Tamlayan, tamlanan, Tamlamalarda önce tamlayan sonra tamlanan kullanılır.
Tamlamalarla ilgili yanlışlar aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir:

a) Tamlayan Ekinin Yanlış Kullanılması
Kimi belirtili ad tamlamalarında tamlayan eki ”-in” yerine ”-den” getirilebilir.
Belirtili ad tamlasında tamlanan, bir çokluk içinden seçme bildiriyorsa tamlayan eki ”-in” yerine ”-den” getirilmesi uygundur.
⇒ Kitapların birkaçı, kötü basılmıştı.
⇒ Kitaplardan birkaçı, kötü basılmıştı.
⇒ Ağaçların bazısı, yapraklarını dökmüştü.
⇒ Ağaçlardan bazısı, yapraklarını dökmüştü.

UYARI:
Her ad tamlamasında tamlayan eki ”-in” yerine ”-den” kullanılamaz. Sözgelimi, ”Öğretmenlerin hepsi bu durumdan şikayetçiydi.” cümlesinde altı çizili tamlama ”Öğretmenlerden hepsi” biçiminde ifade edilmez. Çünkü, tamlanan bir çokluk içinden seçme bildirmemektedir.

b) Ad Tamlasında Tamlanan Ekinin Kullanılmaması
Belirtili ad tamlamalarında hem tamlayan hem de tamlanan ek alır. Tamlanan ekinin kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar. Sözgelimi ”Sinan Bey” derneğimizin üye ve ikinci başkanıdır.” cümlesinde bu türden bir bozukluk vardır. Söz konusu cümlede ”ve” bağlacıyla birbirine bağlanan iki tamlama vardır fakat birinci tamlamada tamlanan eki (-si) kullanılmamıştır. Bozukluk, bu ekin kullanılmamasından doğmaktadır. Herhangi birisi için ” derneğimizin üye” denmez, ”derneğimizin üyesi” denir. Belirtili ad tamlamalarında hem tamlayan hem tamlanan ek almak zorundadır. Yukarıdaki cümlenin kusursuz şekli olmalıydı: ”Sinan Bey, derneğimizin üyesi ve ikinci başkanıdır.

c) Birbirine Bağlı Ad ve Sıfat Tamlamalarında Adın Unutulması
Kimi durumlarda isim ve sıfat tamlamaları bir bağlaçla birbirine bağlanır. Bu gibi durumlarda, sıfat tamlamasının tamlananı unutulursa anlatım bozukluğu meydana gelir.

Örnekler:
⇒ Bence bu olayı mahalli veya köy sorunu olarak ele almak yanlıştır.
⇒ Kitlesel ve birey başarısının temelinde kazanma hırsı yeter.
⇒ Bu önlemler ekonomik ve sağlık açısından yararlı sonuçlar verdi.
⇒ Milli ve halk edebiyatı Türk edebiyatının en önemli iki dönemidir.

    Yukarıdaki cümlelerin anlatım bozukluğu giderilmiş biçimleri şöyledir:

⇒ Bence bu olayı mahalli sorun veya köy sorunu olarak ele almak yanlıştır.
⇒ Kitlesel başarının ve birey başarısının temelinde kazanma hırsı yatar.
⇒ Bu önlemler ekonomik açıdan ve sağlık açısından yararlı sonuçlar verdi.
⇒ Milli edebiyat ve halk edebiyatı Türk edebiyatının en önemli iki dönemidir.
⇒ Milli edebiyat ve halk edebiyatı Türk edebiyatının en önemli iki dönemidir.

d) Tamlamayı Oluşturan Unsurlar Arasında Teklilik – Çoğulluk Uyumu 
Türkçede sayı sıfatlarından ve bazı belgisiz sıfatlardan sonra gelen adlar çoğul eki almaz. Cümlelerde yapılan temel dilbilgisi yanlışlıklarından biri de budur. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili tamlamaların kullanımı yanlıştır ve bunlar cümlelerde anlatım bozukluğuna yol açmıştır.
–    Fabrikada ne kadar işçiler varsa, hepsi zam istiyor. (ne kadar işçi)
–    Bunca kitapları nasıl okuyorsunuz, bilmiyorum. (bunca kitabı)
–    Türkiye, birkaç sıkıntı çeken ülkelere yardım edecek. (birkaç …. ülkeye)

Kaynak: Final Türkçe Konu anlatım Kitabı (Syf 50, 51, 52, 53)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>