KAN GRUPLARI

Kan Grupları
İnsanlar arasında doku naklini etkileyen en önemli faktör hücre zarlarında bulunan farklı protein yapılarıdır. 1900 yılında insanlar arasındaki kan naklinin hangi hallerde başarılı, hangi hallerde başarısız olduğu Karl Landsteiner tarafından açıklandı. Bu araştırmacı, farklı insanlara ait kanların kimyasal bakımdan farklı olduğunu tesbit etti. Verici ile alıcı kanının uyuşmadığı durumlarda aglütinasyon (çökelme) meydana geldiğini gösterdi.
İnsanın hayatı boyunca kan grubu değişmeden kalır. Kan grupları alyuvar zarı üzerinde bulunan çeşitli glikoproteinlerle (aglütinojen) belirlenir. Ayrıca, kan alış verişlerinde etkili olan ve kan plazmasında bulunan aglütinin denilen proteinler vardır. Aglütinojen (antijen) ile ilgili aglütininin (antikor) birleşmesi aglütinasyona (çökelme) neden olur.

İnsanlarda en çok bilinen kan grubu A, B, AB ve 0 kan gruplarıdır. Örneğin, alyuvar zarı üzerinde A aglütinojeni bulunduran insanlar A kan grubundan, A ve B aglütinojeni bulundurmayan insanlar ise 0(sıfır) kan grubundan olur. Alyuvarlardaki A- aglütinojeni ile reaksiyona girerek aglütinasyona neden olan maddeye anti-A ve a-antikoru denir. Buna göre bir insanın kanında A-aglütinojeni ile anti-A bir arada bulunmaz. Bunlar bir araya gelirse alyuvarlarda aglütinasyon meydana gelir.

yennii

İnsanlar arasındaki kan nakilleri normal şartlarda aynı gruptan yapılır. Ancak pratikte uygulanmamakla birlikte zorunlu hallerde bazı farklı gruplar arasında da kan alış verişleri yapılmaktadır. Kan nakillerinde 0 her gruba kan verebildiği için ”genel verici”, AB her kan gruptan kan alabildiği için ”genel alıcı” adını alır. 0 kan grubunda alyuvar zarı üzerinde aglütinojen bulunmadığı için herkese kan verebilir. AB kan grubunun kan plazmasında aglütinin bulunmadığı için herkesten kan alabilir. Örneğin, 0 kan gruplu insan A kan gruplu insandan kan alamaz. Fakat A kan gruplu insan 0 kan grubundan kan alabilir. Şöyleki;

 Verici (A)  ————-> Alıcı (0)
A =antijeni                  Antijen yok
B =antikoru                A ve B antikorları

Böyle bir durumda verilen kandaki antijenler alıcının A-antikorları tarafından çökeltilir. Çökelen alyuvarlar kılcal kan damarlarını tıkayarak ölüme yol açar.
0 kan gruplu insan A kan gruplu insana kan verdiğinde ise şu durum gerçekleşir.

Verici (0) ————-> Alıcı (A)
Antijen yok                 A – antijeni
A ve B antikorları       B – antikoru

Bu durumda sadece verilen kanda bulunan sınırlı sayıdaki A- antikorları alıcının bir miktar alyuvarını çökeltir. Bu durum insanda öldürücü olmaz.
AB0 sisteminde insanların kanında bulunan aglütininler (antikorlar) doğuştan gelir. Farklı kan nakli durumunda sayılarında artma görülür.

Rh Sistemi ve Rh Uyuşmazlığı
Rh sistemini oluşturan faktör yine alyuvarların zarında bulunan Rh antijenidir. Bu antijene karşı plazmada ise Rh antikoru (anti-Rh) bulunur. Alyuvar zarında Rh antijeni bulunan kişilere Rh+, bulunmayanlara da Rh- denir. İnsanda anti-Rh normal olarak kanda bulunmaz. Rh- bir insana Rh+ den kan verilirse anti-Rh üretilmeye başlanır. Bundan dolayı bir defaya mahsus olmak üzere Rh- kan gruplu insan, Rh + kan gruplu insandan kan alabilir. Fakat bu risk göze alınamadığı için Rh- bir insanın kanında anti-Rh var kabul edilir.
Rh faktörüne bağlı olarak anne ile embriyo arasında kan uyuşmazlığı (eritroblastosis fetalis) görülebilir. Bu durum, anne Rh- ve baba Rh+ olduğu durumda, çocuğun Rh + kana sahip olmasına bağlıdır. Normalde anne kanı ile çocuğun kanı birbirine karışmaz. Ancak plasentada meydana gelebilecek bir yaralanmaya bağlı olarak doğum sırasında çocuk ile annenin kanı birbirine karışabilir. Bu durumda annede oluşacak olan anti-Rh lar çocuğa geçerek alyuvarlarının çökelmesine neden olur. Birinci çocuk genelde sağlıklı doğarken, diğer Rh+ çocuklarda Rh uyuşmazlığı görülür. Böyle bir durumda çocuğun kanı, anti Rh bulunmayan (Rh-) kanla değiştirilir.
Kan nakilleriyle, AIDS ve sarılık gibi bulaşıcı hastalıklar kişiden kişiye taşınabilir.

Kan dokunun görevleri;
* Solunum gazlarının (oksijen ve karbondioksit) taşınmasını sağlar.
* Besin monomerlerinin dokulara taşınmasını sağlar.
* Azotlu metabolik artıkların karaciğer ve böbrek gibi organlara taşınmasını sağlar.
* Hormonların gerekli organ ve bezlere taşınmasını sağlar.
* Vücut savunmasında görev yapar.
* İç dengenin sağlanmasında görev yapar.
* Vücut ısısının eşit dağıtılmasında görev yapar.

Kaynak: Fem Yayınları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>