İNSANDA DOLAŞIM SİSTEMİ

İnsanda Dolaşım Sistemi

İnsanın dolaşım sistemi, kalp ile damar sisteminden oluşmuştur. Damarlar atar damar, toplar damar ve kılcal damar olarak üç farklı yapı ve göreve sahiptir. Kılcal damarlar bütün vücudun içini bir ağ gibi sarmaktadır. Kıkırdak doku ve bazı epitel doku hücreleri hariç doku hücrelerinin çoğunluğunun madde değişimleri doğrudan kılcal damarlarla yapılır. Kal ve damarların içinde taşıma sıvısı olan kan dokusu bulunur.

A.KALBİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ
İnsan kalbi göğüs boşluğunda iki akciğer ve alt ucu sola dönük olarak yerleşmiştir. Koni şeklinde olan kalp büyüklük olarak herkesin kendi yumruğu kadardır. Yaş ilerledikçe kalbin büyüklüğü ve ağırlığı artmakta beraber yetişkinlerde kalp ağırlığı artmakla beraber yetişkinlerde kalp ağırlığı 230-340 gr arasında değişmektedir. Kalbin görevi içindeki kanı akciğerlere ve diğer vücut organlarına pompalamaktır. Kalp bu görevini kasılıp gevşeme özelliği sayesinde gerçekleştirir.

                       insandakalbinyapisivecalismasi-fr6qn2nd
                                     İnsanda kalbin yapısı

Kalp, üstte iki kulakçık (atrium) ve altta iki karıncık (ventrikül) olmak üzere dört odacıklı bir yapı gösterir. Kalbin sağ ve sol bölmeleri birbirinden kastan yapılı bir perde ile ayrılmıştır. Her zaman için sağ tarafta kirli, sol tarafta ise temiz kan bulunur. Kalbin sağ kulakçığı ile sağ karıncığı arasında üçlü kapakçık (trikusbit), sol kulakçığı ile sol karıncığı arasında ise ikili kapakçık (biküsbit = mitral) bulunur. Kulakçıklarla karıncıklar arasında bulunan bu kapakçıklar tek yönlü olarak sadece karıncıklara doğru açılır. Bu özellik karıncıkların kasılması sırasında içindeki kanın kulakçıklara geçmemesini sağlar. Kulakçık ve karıncıklar arasındaki kapakçıkların tek yönlü olarak açılması karıncıkların duvarına bağlı olan bağ dokudan yapılı kalp iplikleriyle sağlanır.

Kalbin sağ kulakçığına vücutta kullanılarak karbondioksit yönüyle kirli olan kan gelir. Sağ kulakçığa ait ve üst ana toplar damarlar açılır. Sağ kulakçıktan sağ karıncığa geçen kirli damarlar açılır. Sağ kulakçıktan sağ karıncığa geçen kirli kan, karıncığın kasılmasıyla temizlenmek için akciğerlere gönderilir. Sağ karıncıktaki kirli kanı akciğerlere, akciğer atar damarı götürür. Akciğerlerde temizlenen kan daha sonra dört tane olan akciğer toplar damarları ile kalbin sol kulakçığına getirilir. Sol kulakçıktan sol karıncığa geçen temiz kan karıncığın kasılmasıyla aort ana damarı ile vücudun bütün organlarına pompalanır.

Sağ karıncıktan çıkan akciğer atar damarı ile sol karıncıktan çıkan aort atar damarının karıncıklardaki başlangıç yerlerinde yarım ay şeklinde olan üçlü kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar sadece atar damarların içine doğru açılırlar ve kanın karıncıklardan atar damarlara doğru tek yönde ilerlemesini sağlarlar.
Kalp yapı olarak içten dışa doğru endokard, miyokard ve perikard olmak üzere üç tabaka halinde incelenir.

Endokard (İç tabaka)
Kalbin iç yüzeyini örten tabakadır. Kan damarları bulundurmayan bu tabaka tek sıralı yassı epitelden (endotel) yapılmıştır. Endokard, kayganlığı sayesinde kanın hareketini kolaylaştırır ve kanın doğrudan kalp kası ile temasını engeller. Endokardı oluşturan epitel doku ince bir bağ doku ile miyokarda bağlanmıştır.

Miyokard (Orta tabaka)
Kalbin çalışmasını sağlayan ve esas dokusunu oluşturan kas tabakasıdır. Kalp yassı yapı olarak çizgili kas olmasına rağmen çalışması isteğe bağlı değildir. Karıncıklardaki kas dokusu kulakçıklara göre daha kalındır. Vücuda kanı pompalayan sol karıncığın kas dokusu, sağ karıncığa göre daha da kalın bir yapı gösterir.
Aort atar damarı kalpten çıkarken miyokarda damarlar ayrılır. Kalbin kendi hücrelerine besin ve oksijen götüren bu damarlara koroner damarlar denir.

Perikard (Dış tabaka)
Kalbi dıştan sararak koruyan perikard, bağ dokudan yapılmıştır. Perikard iki katlı bir yapı gösterir. İki tabaka arasında kalan perikard boşluğunda kalbin çalışmasını kolaylaştıran ve kalbi dış etkilerden koruyan kaygan bir sıvı bulunur.

B. KALBİN ÇALIŞMA MEKANİZMASI
Kalbin çalışması, kalp kasının kasılması ve gevşemesi sayesinde olur. Kalp, çalışarak vücudun bütün organlarına kan pompalar. Kalbin kasılmasına sistol gevşemesine ise diastol denir.
Kulakçıklar kasıldığında karıncıklar gevşer, karıncıklar kasıldığında ise kulakçıklar gevşer. Kulakçıklar kasıldığında içlerindeki kan karıncıklara geçer. Karıncıklar kasıldığında ise kan temizlenmek için akciğere ve kullanılmak için vücuda gönderilir. Kulakçıklar gevşediğinde akciğerden ve vücuttan gelen kan kulakçıklara alınır.
Kalp atışı bir kasılma ve bir gevşemeden ibarettir. Normal kalp atışı 0,85 sn sürer. Bu sürenin 0,45 sn si kasılma, 0,40 sn ise dinlenme zamanıdır. 0,45 sn nin 0,15 sn de kulakçıkların, 0,30 sn de ise karıncıkların kasılması gerçekleşir. Her kalp atışında kalpten 70 ml kan pompalanır. Sağlıklı bir insanda dakikada ki kalp atış sayısı 70 – 80 kadardır. Bu sayı bebeklerde ortalama 120 dir.
Kalbin kasılma olaylarının kontrolü kalbin kasılma olaylarının kontrolü belirli yerlerinde bulunan özelleşmiş dokularla gerçekleşir. Kalpte kasılmanın başlaması için gereken ilk uyarı otonom sinir sistemi tarafından berilir. Kalbin çalışmasını düzenleyen özelleşmiş dokular sırasıyla; sinoatrial düğüm (S.A), atrioventriküler düğüm (A.V) ve atrioventriküler düğümün uzantısı olan his demetleridir.
Sinoatrial düğüm, kalbin sağ kulakçığının arka duvarında bulunan özelleşmiş kas fibrillerinden meydana gelir. Kas fibrilleri kulakçıkların her tarafına yayılarak karıncıklara doğru uzanır. Otonom sinir sistemi tarafından uyarılan sinoatrial düğüm, kulakçıkların kasılmasını başlatır ve kalbin kasılma ritmini denetler.
Sinoatrial düğümden yayılan uyartılar fibrillerle atrioventriküler düğüme aktarılarak onların uyarılmasını sağlar.

Atrioventriküler düğüm, kalbin arka duvarında iki karıncık arasında bulunur. Atrioventriküler düğümden çıkarak sağ ve sol karıncık ucuna doğru uzanan özelleşmiş liflere his demetleri adı verilir. Atrioventriküler düğümün uyarılması ile uyartılar his demetlerine yayılır ve karıncıkların kasılması sağlanır. Kalp kası, kasılması için gereken enerjiyi, yaptığı oksijenli solunumdan karşılar.

                    Untitled 2
       Kalbin çalışmasını sağlayan sinir düğümleri

Kalbin Çalışmasını Etkileyen Faktörler
Kalp atışları, kalbin kendi yapısındaki özel dokularla sağlanmaktadır. Ancak bazı iç ve dış etkenler sinoatrial düğümü uyararak kalp atışlarının hızlanmasını sağlar. Kalbin çalışma hızının değişmesine sinirler, bazı hormonlar, bazı kimyasal maddeler, vücut sıcaklığının artması ve çalışma temposunun yükselmesi neden olmaktadır.
Otonom sinir sistemine ait sempatik sinirler kalbin çalışmasını hızlandırıcı etki yaparken parasempatik sinirler (Kapus siniri) ise kalp atışlarını yavaşlatır. Sempatik ve parasempatik sinirlerin kalbin çalışmasını etkilemeleri salgıladıkları hormonlarla gerçekleşir.
Heyecan ve stres gibi durumlarda kanda sempatik sinirlerden salgılanan adrenalin hormonu ile tiroid bezinden salgılanan tiroksin hormonu kalp atışlarını hızlandırır. Parasempatik sinirlerden salgılanan asetilkolin ise hızlanan kalbin çalışmasını yavaşlatarak normale döndürür.
Kafein gibi bazı uyarıcı kimyasal maddeler kalp atışlarını hızlandırır. Ayrıca kandaki karbondioksit miktarının artması, ateşli hastalıklara bağlı olarak vücut sıcaklığının artması da kalbin çalışmasını hızlandırır. Günlük normal çalışma temposunun yükselmesi durumunda da vücuda daha fazla oksijen ve besin iletmek için kalbin çalışmasında hızlanma görülür.

C. KAN DAMARLARI
İnsanın dolaşım sistemindeki kan damarları atar damar, kılcal damar ve toplar damar olmak üzere üç çeşittir. Atar damarlar ve toplar damarlar dokulara kanı taşırken kılcal damarlar ise doku hücrelerinin madde değişimlerini gerçekleştirirler. Kalpten atar damarlarla çıkan kan, her organın içindeki kılcal damarlara yayılır. Kılcallardaki kan daha sonra toplar damarlarla yeniden kalbe döner. Genel olarak toplar damarlar kalbe kan getirirken, atar damarlar ise kalpteki kanı vücuda götürürler.

1. Atar Damarlar
Kalpteki kanı diğer organlara taşıyan damarlardır. Atar damarlardaki kanın akış yönü kalpten vücuda doğrudur. Akciğer atar damarı hariç diğer atar damarların hepsi temiz kan yani oksijen yoğunluğu fazla olan kan taşır. Akciğer atar damarı ise kalpteki kirli kanı temizlenmesi için akciğere götürür.
Atar damarlar yapı olarak üç tabaka halinde incelenir. En dışta bulunan dış tabaka lifli bağ dokusundan oluşmuştur. Bu tabakadaki elastik lifler kalp atışları ile oluşan yüksek kan basıncına karışı damarların dayanıklılığını artırır. Elastik lifler ayrıca atar damarların dayanıklılığını artırır. Elastik lifler ayrıca atar damarlara esneklik de kazandırır. Orta tabaka, düz kas dokusundan meydana gelmiştir. Düz kaslar otonom sinir sistemine bağlı olarak kasılıp gevşeyerek kan akışına yardımcı olur. Orta tabakada da dış tabaka olduğu gibi elastik lifler bulunur. Orta tabakada ayrıca sinir telleri de yer alır. Atar damarların en iç tabakası tek sıralı yassı epitel hücrelerinden (endotel) oluşmuştur. Yassı şekilli olan bu hücreler pürüzsüz ve kaygan olmaları sayesinde damar içindeki kan akışını kolaylaştırırlar. Atar damarlardaki kanın hareketi kalbin karıncıklarının kasılması ve yapısındaki düz kasların kasılması ile oluşan kan basıncı sayesinde gerçekleşir.
Atar damarlar kanın akış yönü olarak kalbe en yakın damarlar olduğu için kan basıncı, en yüksek bu damarlarda ölçülür. Kalbin kulakçık ve karıncıklarının yaptığı kasılma gevşeme hareketlerine bağlı olarak damarlarda da ritmik olarak kasılma ve gevşemeler meydana gelir. Kalp atışlarının bu şekilde damarlarda tekrarlanmasına nabız, damarlardaki kanın damar çeperlerine yaptığı basınca ise tansiyon denir. Kalbin karıncıklarının kasılma sırasında atar damarlardaki kanın damar çeperine yaptığı basınca büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) denir. Karıncıkların gevşemesi sırasında kanın damar çeperine yaptığı basınca ise küçük tansiyon (diastolik kan basıncı) adı verilir. Tansiyon cinsiyete, yaşa v.b. faktörlere göre değişmekle beraber yetişkinlerde ortalama olarak büyük tansiyon 120 mm-Hg küçük tansiyon ise 70 mm-Hgdır.

        Atar Damar - Toplar Damar
          Atar Damar ve Toplar Damarın Yapısı

2.Toplar Damar
Vücuttan kalbe kan getiren damarlardır. Toplar damardaki kan vücuttan kalbe doğru akmaktadır. Toplar damarlarda karbondioksit yönüyle zengin olan kirli kan taşınır. Sadece akciğer toplar damarı farklı olarak akciğerden kalbe temiz kan taşır.
Toplar damarlar atar damarlarda olduğu gibi üç tabakadan yapılmıştır. Ancak dış ve orta tabakada bazı farklılıklar görülür. Dış tabakada bulunan bağ doku lifleri toplar damarlarda daha az sayıdadır. Ayrıca orta tabakada, atar damarlarda bulunan elastik lifler damarlarda bulunmaz.
Toplar damarların çapı atar damarlara göre daha büyüktür. Bu durum toplar damarların daha fazla kan bulundurmasına neden olur. Toplar damarlar vücuttaki kanın akış yönü olarak kalbe en uzak olduğu için kan basıncı ve kanın akış hızı atar damarlara göre daha yavaştır. Kan akışını hızlandırmak için vücudun alt kısımlarındaki toplar damarda kapakçıklar bulunur. Ayrıca iskelet kaslarının kasılması da kanın hareketine yardımcı olur.

            71_venous_tr
                            Toplardamar kapakçıkları 

Kapakçıklar yukarıya doğru tek yönlü açılarak toplar damarlardaki kanın yerçekimine ters yönde ilerlemesine yardımcı olurlar. Kalbin negatif emme basıncı da kanın toplardamarlarda ilerlemesinde etkilidir.

3. Kılcal Damarlar
Atar damar ve toplar damarların arasında bulunarak onları birbirine bağlayan kılcal damarlar dokuların içlerine kadar yayılarak çok geniş bir yüzey oluştururlar. Kılcal damarlar çok ince olmasına rağmen toplam çapları atar damar ve toplar damarlara göre daha fazladır. Toplam yüzeyleri fazla olduğu için en düşük kan akış hızına kılcal damarlarda rastlanır. Bu durum kılcal damarlarla dokusu sıvısı arasındaki madde değişimini kolaylaştırır.
Kılcal damarların yapısında diğer damarların yapısında bulunan koruyucu bağ doku ve kas doku bulunmaz. Sadece epitel dokudan oluşması madde giriş çıkışına imkan sağlar. Doku hücrelerinin her türlü madde alış verişleri (besin, oksijen ve metabolizma artıkları gibi) kılcal damarlarla gerçekleştirilir.

D. İNSANDA KAN DOLAŞIMI
İnsanda kan dolaşımının temel görevi besin ve oksijen gibi gerekli maddelerin hücrelere götürülmesi, hücrelerde oluşan metabolizma artıkları ile hormonların ilgili organlara taşınmasıdır. Kanın bu görevlerini yapabilmesi için gerekli olan dolaşımı, kalbin çalışması sayesinde gerçekleşir.
İnsan vücudundaki kan dolaşımı küçük dolaşım ve büyük dolaşım olarak iki bölümde incelenir. Her iki dolaşım da kalpte başlar ve daha sonra yine kalpte sonlanır.

1.Küçük Kan Dolaşımı
Kalp ile akciğer arasında yapılan dolaşımdır. Kalpteki kirli kanın temizlenmek için akciğere götürülmesi ve akciğerde temizlenen kanın da kalbe getirilmesine küçük kan dolaşımı denir. Küçük kan dolaşımı kalbin sağ karıncığından başlar, sol kulakçığında sona erer.
Büyük dolaşım sonucu vücut dokularından kalbin sağ kulakçığına getirilen kirli kan, kulakçıkların kasılması ile önce sağ karıncığa geçer. Karıncıklar kasıldığında ise sağ karıncıktaki kirli kan akciğer atar damarına verilir. Akciğer atar damarı kalpten çıktıktan sonra ikiye ayrılarak sağ ve sol akciğerlere girerler. Akciğer atar damarları akciğerlere girdiğinde daha küçük atar damarları akciğerlere girdiğinde daha küçük atar damarlara ayrılır. Alveollere geldiğinde ise alveolleri saracak şekilde kılcallara ayrılır. Alveol boşluğundaki hava ile alveol kılcalları arasında gaz difüzyonu gerçekleşir. Bu sayede kılcal damara oksijen alınırken, içindeki karbondioksit ise alveol boşluğuna bırakılır. Akciğer alveollerinde bu şekilde temizlenen kan daha sonra her akciğerden bir çift olarak çıkan akciğer toplar damarı ile kalbin sol kulakçığına getirilir.

2. Büyük Kan Dolaşımı
Kalp ile bütün organizma (akciğer hariç) arasında yapılan dolaşımdır. Kalpteki temiz kanın kullanılmak için vücut organlarına götürülmesi ve doku hücrelerinde kirlenen kanın da tekrar kalbe getirilmesine büyük kan dolaşımı denir. Büyük kan dolaşımı kalbin sol karıncığından başlar, sağ kulakçığında sona erer.
Küçük dolaşımla akciğerden kalbin sol kulakçığına getirilen temiz kan kulakçıkların kasılması ile önce sol karıncığa geçer. Buradan organlara pompalanan kan, oksijen yönüyle zengindir. Karıncıklar kasıldığında sol karıncıktaki temiz kan, aort atar damarı ile kalbi terkeder. Aort atar damarı kalpten çıktıktan hemen sonra sola doğru bir yay çizer. Bu yaydan başa ve kollara damarlar ayrılır. Aort, daha sonra aşağı doğru kıvrılarak diyaframı deler ve karın boşluğuna geçer. Aortun aşağıya doğru inen uzantısından mide, pankreas, bağırsaklar, böbrekler ve diğer bütün iç organlarla bacaklara damarlar ayrılır.

            kucuk_ve_buyuk_kan_dolasimi_2
      Küçük ve Büyük Kan dolaşımı

Organ ve dokulara ulaşan atar damarlar her organın içinde kılcal damarlara ayrılır. Kılcal damarlarla doku hücreleri arasında madde alış verişleri yapıldıktan sonra kılcal damarlar birleşerek ilgili organa ait toplar damarı meydana getirir. Vücudun üst organlarından gelen toplar damarlar birleşerek üst ana toplar damarı oluştururken, vücudun alt kısmındaki organlara ait toplar damarlar da birleşerek alt ana toplar damarı oluşturur. Vücuttan gelen kirli kan üst ve alt ana toplar damarlarla kalbin sağ kulakçığına dökülür. Büyük kan dolaşımı ile dokulara besin ve oksijen götürülürken metabolizma sonucu oluşan karbondioksit ve azotlu artıklar gibi boşaltım maddeleri de hücrelerden uzaklaştırılır.

Kan ile Doku Hücreleri Arasında Madde Değişimi
Atar damar ve toplar damarlar kalın bir yapıya sahip olduğundan hiçbir zaman dışarıya madde sızdırmazlar. Ancak kılcal damarların yapısı çok ince olduğu için kan basıncının etkisiyle içindeki küçük moleküllü maddeler dışarı çıkabilirler. Kılcal damarlardan dışarı çıkan maddelerin kılcalların etrafında oluşturduğu bu sıvı ortama doku sıvısı denir. Doku sıvısında ayrıca küçük moleküllü olan protein ve yağlarla birlikte mineral ve bol miktarda su da bulunur. Doku hücreleri doku sıvısı denilen bu sıvı ortamda yaşarlar. Kan ile doku hücreleri arasında madde alış verişi doku sıvısı aracolığı ile olur.

Kandaki maddeler önce kılcallardan doku sıvısına geçerler daha sonra hücrelere alınırlar. Doku hücrelerinin çıkardığı metabolizma artıkları ise önce doku sıvısına oradan da kılcal damarlara geçerler.
Kılcal damarlardaki kan ile doku sıvısı arasında madde alış verişi kılcallardaki kan basıncı ile kanın osmotik basıncı arasındaki değişime temel kaynağı kalbin yaptığı basınçtır. Kan basıncının en yüksek olduğu yer aort atar damarıdır. Kan kalpten uzaklaştıkça kalbin yaptığı basınç da azalır. Kılcal damarların atar damar ucundan toplar damar ucuna doğru gidildikçe kan basıncı azalmaktadır. Kanın osmotik basıncı kanda çözünmüş olarak bulunan NaCI gibi tuzlar ve besin monomerlerinin yoğunluğu ile kan plazmasında bulunan büyük moleküllü proteinler tarafından oluşturulur. Bunlar albümin, globulin, fibrinojen, lipoprotein ve bazı antikorlar gibi plazma proteinleridir. Bu proteinlerin her birinin ayrı ayrı görevi olduğu gibi kanda osmotik basıncın oluşmasına da neden olurlar. Plazma proteinleri büyük moleküllü oldukları için hiç bir zaman damarlardan dışarıya çıkamazlar. Bu yüzden kılcal damar boyunca kanın osmotik basıncı sabittir ve farklılık göstermez.

Kılcal damarların atar damar ucundaki kan basıncı osmotik basınca göre yüksek, toplar damar ucunda ise kan basıncı osmotik basınca göre düşüktür. Kılcalların atar damar ucunda yüksek olan kan basıncının etkisiyle besin, oksijen ve suda çözünen küçük moleküllü diğer maddeler difüzyonla doku sıvısına geçer. Kılcalların toplar damar ucunda ise kan basıncına göre yüksek olan osmotik basıncın etkisiyle doku sıvısındaki karbondioksit ve azotlu artıklar gibi suda çözünen maddeler kılcal damarlara alınır. Kılcal damarlardaki kan ile doku sıvısı arasında madde alış verişinin bu şekilde açıklanmasına starling hipotezi denilmektedir.

E. LENF DOLAŞIMI
Omurgalılarda kan dolaşımından farklı olarak lenf dolaşım sistemi de bulunur. Lenf dolaşımı genel olarak üç temel görevi gerçekleştirir:
Kılcal damarlardan dışarı çıkan doku sıvısının fazlalığını emerek kan dolaşımına geri kazandırır. Ayrıca doku sıvısında bulunan proteinler ve akyuvarlar da lenf dolaşımı ile yeniden kan dolaşımına katılır. Lenf dolaşımı bu görevi ile kanın sıvı miktarının ve yoğunluğunun düzenlenmesine yardımcı olur.
* İnce bağırsakta yağların sindirimi sonucu oluşan yağ asitleri ve gliserolü emerek kan dolaşımına taşır.
* Lenf düğümlerinde lenfosit denilen akyuvarları üreterek vücudun mikroplara karşı korunmasında görev alır.
İnsanda lenf dolaşım sistemi lenf damarları, lenf düğümleri ve lenf sıvısı olarak üç bölümde incelenir.
1. Lenf damarları, dokular arasına yayılmış uçları kapalı olan lenf kılcallarıyla başlar. Kılcallar daha sonra birleşerek büyük lenf toplar damarlarını oluşturur. Lenf sisteminde atar damarlar bulunmaz. Lenf kılcalları ve damarlarındaki sıvının akışı tek yönlüdür. İnce bağırsak ve diğer bütün dokularda bulunan lenf kılcallları kapalı olan uçları ile doku sıvısından madde emerler. Lenf kılcallarının geçirgenliği kan kılcallarından daha fazladır. Emilen maddeler daha sonra lenf damarları ile toplar damarlara aktarılarak kan dolaşımına katılır.

Lenf damarlarındaki sıvının hareketi, pompalamayı sağlayan kalp olmadığı için oldukça yavaştır. Alt toplar damarlarda olduğu gibi lenf damarlarında da lenf sıvısının hareketini kolaylaştıran ve tek yönlü açılan kapakçıklar bulunur. Kapakçıklar lenf sıvısının kalbe doğru tek yönde akmasını sağlar. İskelet kaslarının kasılması, kalbin emme kuvveti lenf sıvısının hareketine yardımcı olur.

2. Lenf düğümleri, lenf damarlarının dolaşım sistemi ile birleştiği yerlerde bulunan özel hücre kümeleridir. Lenf düğümlerinde üretilen lenfosit denilen akyuvarlarla bakteri gibi mikroplar etkisiz hale getirilir. Enfeksiyon durumlarında lenf düğümlerinde iltihaplanmaya bağlı olarak şişmeler meydana gelir.
İnsan vücudunun çeşitli bölgelerine dağılmış bademcikler gibi küçük lenf düğümleri bulunduğu gibi bazı organları da bulunmaktadır. Dalak ve karaciğer en önemli lenf organlarıdır.

                       Lenf düğümünün yapısı
                                     Lenf düğümünün yapısı

3. Lenf sıvısı (ak kan), kan serumu ile benzerlik gösterir. İçinde alyuvar bulunmadığı için saydam renkli olarak görülür. Lenf sıvısı içinde ince bağırsaktan ve doku sıvılarından emilmiş olan besin monomerleri, yağların sindirim ürünleri, bazı proteinler ve akyuvarlar bulunur.

Lenf Sıvısının Kana Katılması
Lenf damarlarında bulunan lenf sıvısı iki farklı yolla üst ana toplar damara verilerek kan dolaşımına katılır. Birinci lenf yolu bacaklar, bağırsaklar ve vücudun sol yarısındaki lenf sıvısının, ikinci lenf yolu ise vücudun sağ yarısındaki lenf sıvısının kan dolaşımına katılmasıdır.
 Birinci yol; bağırsaklarda yağın sindirim ürünlerini taşıyan lenf damarları ile bacaklardan gelen lenf damarları birleşerek peke sarnıcı denilen yapıyı oluşturur. Peke sarnıcında toplanan lenf sıvısı en büyük lenf damarı olan göğüs kanalı ile yoluna devam eder. Göğüs kanalının üst bölgesine daha sonra başın sol yarısı, sol kol ve göğüs bölgesinin sol yarısından gelen lenf damarları da bağlanır. Göğüs kanalı daha sonra sol köprücük altı toplar damarı ise üst ana toplar damarına açılır ve içindeki lenf sıvısı kan dolaşımına katılmış olur.
 İkinci yol; başın sağ yarısı, sağ kol ve göğüs bölgesinin sağ yarısından toplanan lenf sıvısının takip ettiği yoldur. Bu bölgelerden gelen lenf damarları önce boyun bölgesindeki büyük lenf damarına bağlanırlar. Büyük lenf damarı da sağ köprücük altı toplar damarına açılır. Sağ köprücük altı toplar damarı ise daha sonra yine üst ana toplar damara açılarak toplanan lenf sıvısı kan dolaşımına katılır.

                        insanda-lenf-dolaşımı
                   İnsan vücudunda lenf damarları ve lenf düğümleri

F. KANIN PIHTILAŞMASI
Kan sıvısındaki karbonhidrat yapıda olan heparin sayesinde damarlarda bulunan kanda pıhtılaşma görülmez. Heparin hem karaciğer hem de bağ dokusunun mast hücrelerinde üretilmektedir. Kanın pıhtılaşması için damar dışına çıkması gerekir.
Kanın pıhtılaşmasında kan pulcukları (trombosit), karaciğerde üretilen fibrinojen ve trombojen (protrombin proteinleri, kalsiyum iyonları ile K vitamini etkilidir.

kanin_pihtilasmasinin_basamaklari2d1
              Kanın Pıhtılaşması

Kan damarlarında kesilme ya da zedelenme olduğunda trombositlerden salgılanan bazı salgılarla damarın kesilen yerinde büzülme ve daralmalar meydana gelir Bu durum kan kaybının azaltılmasına yardımcı olur. Hava ile temasa geçme sonucu parçalanan trombositlerden trombokinaz enzimi salgılanır. Trombokinaz, kan plazmasında bulunan trombojeni (protrombin) kalsiyum iyonları (Ca++) ile birlikte trombin denilen yapıya dönüştürür. Bu olayda ayrıca K vitamini de etkilidir. Trombin ise kan plazmasında çözünmüş olarak bulunan fibrinojen proteinini fibrin ipliklerine dönüştürür. Fibrin iplikleri damarın kesilen kısmını ağ şeklinde kapatır. Kan hücrelerinin de bu yapının içine girmesiyle pıhtı oluşur. Kesilen yerde oluşan pıhtı damarın kesilen yerini kapatarak kanamayı durdurur.

Kaynak: Fem Yayınları Konu Anlatım Kitabı (Syf:212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220)

Twitter   Facebook

One thought on “İNSANDA DOLAŞIM SİSTEMİ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>