ENDOKRİN SİSTEMİN KONTROL MEKANİZMASI

Endokrin Sistemin Kontrol Mekanizması

Hormonların kandaki seviyeleri ve kanda bulunma süreleri, etkilerini gösterme bakımından önemlidir. Endokrin bezlerden salgılanan hormonlar kanda ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra etkilerini gösterirler. Hormonların etkileri kanda kaldıkları süre içinde devam eder. Kanda hormonların değer olarak çok az miktarlarda bulunduğu görülür. Bu miktarın azlığı veya çokluğu metabolizmada anormalliklere neden olur. Hormonlar işlevini tamamladıktan sonra genellikle yıkılarak vücuttan uzaklaştırılırlar. Gerektiği zaman endokrin bezler tarafından tekrar üretilerek kana verilir. Hormonların kanda kalma süreleri farklılık gösterebilir.
Hormonlar sinir sisteminin kontrolünde salgılanırlar fakat sinir sistemini de etkilerler. Bu nedenle endokrin ve sinir sistemlerine düzenleyici ve denetleyici sistemler denir.

GERİ BESLEME(Feedback Mekanizması)
Hormonal sistemin en önemli özelliklerinden biri de salgıladıkları hormonlarla bezlerin birbirlerini kontrol etmeleridir. Bu olaya geri besleme (feedback mekanizması) denir. Geri besleme mekanizması homeostasinin sağlanması ve devamlılığında önemlidir. Örneğin hipofizden salgılanan TSH ın tiroid bezini uyarması sonucu tiroksin salgılanması gerçekleşir. Kandaki tiroksinin artması ise hipofizi uyarır ve TSH salgılanmasını azaltır.

Geri Besleme Mekanizması
                       Geri besleme mekanizması
İÇ DENGE(Homeostasis)
Homeostasi canlıların iç dengelerin değişmez tutulması olayıdır. Canlılığın devam ettirilebilmesi için kararlı bir iç çevrenin oluşturulması gereklidir. Canlının dış ve iç çevresinde çeşitli değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler canlının iç dengesini değiştirecek büyüklükte olursa hücrenin veya canlının ölümüne neden olabilir. Canlılar genellikle yaşamlarını sürdürebilecekleri şartlara sahip ortamlarda bulunurlar. Bu ortamlarda meydana gelecek değişmeler de, organizmanın değişik sistemleriyle değerlendirilerek homeostasi sağlanır.
Koşmaya başlayan bir insanın kasları normalden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Kas hücrelerinde oksijenli solunum hızlanır. Gerekli enerji üretilirken açığa çıkan karbondioksitlerin miktarında da artış olur. Karbondioksitler kana geçerek kanın asitliğini artırıcı yönde etki yapar. Bu durumda omurilik soğanı uyarılarak dolaşımın ve solunumun hızlanmasına neden olur. Bütün bu olayların devamında, kandaki karbondioksit bekletilmeden vücuttan uzaklaştırılır. Aynı zamanda nefes alış verişi hızlandığından kas hücrelerine oksijen taşınması da artırılmış olur.
Görüldüğü gibi koşmaya başladığımızda kanımızda artan karbondioksitin birikmesine fırsat vermeden çeşitli sistemlerin devreye girmesiyle iç denge bozulmadan sabit tutulmaya çalışılır. Bunun gibi organizmamızda iç dengenin sağlanmasında çok değişik olaylar gerçekleşir. Homeostasinin sağlanmasında sinir ve endokrin sistemden başka dolaşım, boşaltım ve solunum sistemleri de görev yapar.

KAYNAK: Fem Yayınları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>